Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, sohbet odalari, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet


Archive for the ‘Cinsel Sağlık’ Category


Kadınlarda Cinsel İsteksizlik Neden Olur?

Kadınlar da tıpkı erkekler gibi istek ve cinsel beraberliklerinde sorunlar yaşamaktadır.

Bir zamanlar çift için zevkli bir deneyim olarak paylaşılan, şimdi ağrı ile birlikte tatminsizlik, mutsuzluk ve sonucunda da çiftin hayat kalitesinde ciddi bir düşüş meydana getirmektedir.

Çoğu kadın yaşadıkları bu büyük problemi partnerleri ile konuşmakta zorlanmakta, çoğu kadın da tedaviye utanarak tedaviye başvuramamakta, sağlık profesyonellerinin kendisini yanlış anlayacağından korkmaktadır. Cinsellik sadece partnerlerin biri mutsuz olsa bile bir problem haline gelmektedir.

Çiftler ‘iniş- çıkış’ dönemleri yaşamakta ve sevişme sıklıklarında ciddi değişmeler olmaktadır. Bazı çiftlerde düzenli cinsel ilişki önemli olmasa da diğerleri için bu düzensizlik sıkıntı yaratabilir. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda cinsel problemler de psikolojik ve/veya fizyolojik işleyişten kaynaklı olmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda kadınlarda cinsel sorunların eskiden bilindiğinden daha fazla fiziksel nedenleri olduğunu ortaya koymuştur. Diabet, Kardiovasküler bozukluklar, MS gibi bazı tıbbi sorunlar da bu problemlerle ilişkili bulunmuştur.

Bizim Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak, 1000 kadında yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki, %80 katılımcı partneri ile cinsel ilişkilerini konuşamıyor, %69 katılımcının hiçbir orgazm tecrübesi yok. Toplam katılımcıların %28’i cinsel sorunlarının tedavisi hakkında hiçbir araştırma yapmıyor ve kimseye danışmıyor. Tamamen sessiz kalıyor. Bu çok önemli bir hasta oranı. Tabii, kadın cinselliği erkekle kıyaslandığında çok daha kapalı bir kutu. Kadının cinsel aktivitedeki rolü ve kadındaki cinsel işlev bozukluğu yıllarca erkekteki kadar yoğun araştırılmamış ve sorunun sadece psikolojik kaynaklı olduğuna inanılmıştı.

Son yıllarda yapılan araştırmalar problemin organik boyutunun da büyüklüğünü gözler önüne serdi.

Kadınlarda başlıca hangi sorunlarla karşılaşılıyor?

Kısaca tanımlamak gerekirse başlıca cinsel işlev bozuklukları;

-Cinsel istek (Desire)
-Uyarılma (Arousal)
-Orgazm (Orgasmic)
-Ağrılı cinsel ilişki (Disparoni ve Vaginusmus)

Bu bozukluklar ilk ilişkide olabileceği gibi (Primer) , sonradan da ortaya çıkabilirler (sekonder). Cinsel işlevler organlar arasında karmaşık bir bütünlük gerektirir. Sinir sistemi, kalp-damar sistemi, hormonlar cinsel fonksiyonlarda oldukça belirleyicidirler. Ayrıca sosyal durum, aile çevresi, dini inançlar, kültürel farklılıklar, sağlık durumu, kişisel deneyim, yaş cinsellikte önemlidir. Pek çok cinsel (organ dışı veya cinsel organlardaki) sistemik hastalık, enfeksiyonlar, ameliyatlar, kanser veya kanser tedavileri, cinsel taciz, tecavüz gibi ruhsal ve fiziksel yaralanmalar sonucu cinsel işlev bozukluklarından biri veya bir kaçı ortaya çıkabilir. Bunlara ek olarak eşlerin birbirine uyumu hayati önem taşımaktadır.

Azalmış cinsel istek bozukluğu

Cinsel istekteki farklılaşma çiftlerin mutsuzluğa, engellenmeye ve hatta bunun hakkında konuşmamaya kadar götüren en belirgin problemlerden biridir. Yorgunluk, depresyon, hastalık, stres, anksiyete (gerginlik), ilişkideki uyumsuzluk, alkol ya da ilaç kullanımı kişinin cinsel isteğini ve enerji düzeyini etkilemektedir. Ağızdan alınan doğum kontrol ilaçlarının değiştirilmesi kadınların adet dönemleri, tedavileri, çocuk doğumu ya da yaklaşan menapoz kadınların cinsel isteğini kaybetmeleri ile bağlantılıdır. Tedavi için gelen kadınların %80’inde azalmış cinsel istek sorunu görülmektedir.

Kadında seksüel isteksizliği gösteren güvenilir fiziksel bir gösterge yoktur. Kadında cinsel istek değerlendirmesi, cinsel fantezilerin, düşünce ve fikirlerin mevcut olup olmayışı, erkeklere olan ilginin araştırılması, cinsel ve cinsel olmayan davranışlara olan ilginin değerlendirilmesi ile mümkündür. Cinsel istek alınan ilaçlar veya depresyon gibi ruh halinin değişmesi ile kolayca azalabilir. Bu durumda göz önünde bulundurulmalıdır. Azalmış cinsel istek sıklıkla baskılanmış veya azalmış orgazma bağlı olabileceği için, hangisinin önce oluştuğunun iyi sorgulanması gerekmektedir.


Kısa ve Acısız Tüylerinizden Nasıl Arınırsınız?

Bugünlerde, bakımına özen gösteren her erkek, fazla tüylerinden kurtulma derdine düşüyor. Bu derde derman bulmak kolay sadece işin, kısa mı, uzun mu, acılı mı acısız mı olması gerektiği.

Devir değişiyor, artık erkekler de bakım meselelerine kafa yoruyor. Spor salonları, spa merkezleri ve kuaförler, görünümüne özen gösteren erkeklerle dolup taşıyor. Tüm bu bakım çabalarına, yaz mevsiminin yaklaştığı günlerde bir yenisi daha ekleniyor ve erkekler, istenmeyen tüylerinden kurtulmanın derdine düşüyor. Bu derde modern yöntemler arasında; ağda, lazerli epilasyon, iğ epilasyon, tüy dökücü krem, tıraş bıçağıyla tüy kesme gibi seçenekler bulunuyor. Her bir seçeneğin kendine özgü artıları ve eksileri var. Günün birinde ihtiyacınız olur diye, hepsine değineceğiz…

Kimyasal maddeler içeren tüy dökücü kremler, acısız bir yöntem olmakla beraber, jilete oranla, daha yumuşak tüylerin çıkmasını sağlar. Ayrıca, birkaç dakika içinde sonuç verir.

Artıları:
Kısa sürede, en acısız ve ekonomik biçimde tüylerden kurtulmanızı sağlar. Üstelik tüyler; uzama aşamasında, jiletle alınmış gibi değil, daha yumuşak biçimde çıkar.

Eksileri: Hassas ciltlerde,alerjiye neden olabilir; bunu engellemek için, kullanmadan önce, cilt üzerinde test edilmelidir.

Tüylerin yeniden çıkış süresi: Bir hafta

İğne epilasyon

İnce iğnelerle kıl köklerine girilir ve zayıf akımlı elektrikle kökler yakılır. Yakılarak tahrip olan kıl, daha sonra cımbızla çekilerek alınır. Elektrik akımı zayıf olduğu için, pek acı duyulmaz. Lazerli epilasyonda olduğu gibi, seansların sayısı, tüylerin yoğunluğuna bağlı olarak değişir.

Artıları: Kalıcı çözümlerdendir. Her cilt tipine ve her renkteki tüye uygulanabilir. Lazer epilasyonun etkili olmadığı gri ve beyaz renkli tüyleri yok etmede etkilidir.

Eksiler: İğneler nedeniyle, ciltte, geçici küçük izler oluşur. Temiz ve hijyenik olmayan araçların kullanılması, enfeksiyona neden olabilir.

Tüylerin yeniden çıkış süresi: İlk seanstan yaklaşık bir ay sonra, tüyler uzamaya başlar. Ancak, sonraki seanslardan itibaren zamanla incelir.

Ağda

Artık, geleneksel ağda yerine sir ağda tercih ediliyor. Sir ağda metodunda; özel bir aletle ısıtılan ağda, spatula yardımıyla istenilen bölgeye sürülür ve ince şeritler hâlinde kesilen ağda kâğıtlarıyla tüyler çekilir.

Artıları: Düzenli uygulama sonucu, tüy ve kıl kökleri azalır. Pratiktir, zamandan tasarruf sağlar. Tüyler kökünden alındığı için, batık (Büyüyen tüyün derinin üst tabakasını aşamayıp deri içinde büyümesi nedeniyle oluşan bir cilt rahatsızlığı.) riski azalır. Hijyeniktir, kâğıt bezlerle uygulanır.

Eksileri: Uygulamadan sonraki iki saat boyunca, ağda yapılan bölgenin suyla temas etmemesi gerekir; aksi takdirde, bölgede leke oluşabilir, ilk seferde, ağda, kızarıklığa ve küçük çaplı kanamalara nedenolabilir.

Tüylerin yeniden çıkış süresi: Üç hafta

Lazerli Epilasyon

Vücuttaki tüyleri, acısız biçimde, cilde zarar vermeden yok eden lazerli epilasyonda; lazer ışınları, kıl kökünde bulunan melanin pigmentini hedef alıyor. Lazer ışınını emen melanin pigmenti, ısınıyor ve kıl kökü tahrip oluyor. Seans sayısı, tüy yoğunluğuna, rengine ve cilt tipine göre kişiden kişiye değişiyor.

Artıları: Geniş alanlara uygulanır ve tüyler kalıcı olarak yok edilir. Bu yöntem, kıl dönmelerini de tedavi eder.

Eksileri: Bronzlaşmış ciltlere ve çok açık tenlilere önerilmez. Ayrıca, uçuk, sedef hastalığı ve cilt enfeksiyonu olanlarda, gri ve beyaz renkli tüylülerde uygulanamaz. Seans ücretleri, yüksektir. Uzman olmayan kişilerce yapılan epilasyonların; yanık, yara ve deride renk değişikliklerine neden olma ihtimali vardır.

Tüylerin yeniden çıkış süresi: Seansların ardından, tüyler ömür boyu çıkmaz.


Bankadan Hamile Kaldı

Şarkıcı Sevda Demirel, Leyla Bilginel ve Güner Özkul gibi bir sperm bankası aracılığıyla hamile kaldı. Demirel, siyahi bir erkeğin spermlerini aldı

Banka bebek ‘Sevda’sı! Sevda Demirel de ‘babasız bebek yetiştiren’ ünlüler kervanına katılıyor. Şansını önce Kıbrıs’ta deneyen ardından ABD’de karar kılan şarkıcı, bu ülkedeki bir sperm bankası vasıtasıyla gebe kaldı. Demirel, “Melez bebek sevdiğim için siyahi erkek tercih ettim” dedi.

AŞKA İNANCIM YOK!
BÖYLE bir karar almanın hiç kolay olmadığını söyleyen Demirel, nedenlerini şöyle sıraladı: “Anne olmak istiyordum ama aşka ve erkeklere inancım kalmamıştı. Etrafımda babalık vasfına sahip adam da bulamadım.”

Oyuncu Leyla Bilginel ve Münir Özkül’un kızı Güner Özkul’dan sonra Sevda Demirel de anne olmak için sperm bankasını seçti. İki haftalık hamile olan Demirel, önce şansını Kıbrıs’ta denediğini ama aksiliklerle karşılaşınca Amerika’da bir sperm bankasına başvurduğunu söyledi.

SİYAHİ SPERM SEÇTİ
Melez çocukları çok sevdiği için sihayi bir erkeğin spermlerini alan Demirel, şöyle konuştu: “Uzun zamandır anne olmak istiyordum. Ama kimseye güvenim, aşka da inancım kalmadı. Erkek arkadaşlarımla evlilik noktasına geldiğim zaman ya aldatıldım ya da sorunlar yaşayıp ayrıldım. Bu yüzden baktım ki etrafımda babalık vasfına sahip insan yok, ben de çocuğumun sorumluluğunu tek başıma almaya karar verdim.” Demirel, bu konuda en büyük cesareti, Leyla Bilginel’den aldığını söyledi.


Cinsel İlişki – İslamda Cinsellik

Başlangıç Safhası : Terketmek erkek için kabalık, kadın için eziyettir. Beş duyudanda faydalanmalıdır.

Görme

-İlişki öncesi gözler cinsel hisleri tahrik edecek şeyleri görmeli.
-Vakit gece ise, fazla ışıklı olmaması, ışığın söndürülmesi veya ışığın az olması uygundur.
- Kadında veya erkekte ister giyinik ister çıplak olsun gözleri rahatsız edecek, az-çok soğukluk etkisi yapacak görüntüler olmamalı.
- Kadının -dışarıya değil erkeğine karşı süslenmesi gerekir.

Duyma

-İlişki öncesinde can sıkıcı sözler olmamalı
-Gönül alıcı fısıldaşmalar, tatlı bir sohbet en azından sevgi dolu birkaç söz.

Koklama

- Güzel kokular etkileyicidir. Bu inceliği bilen kadın, o anda güzel kokularla kokulanmayı da ihmâl etmez.
- Bedenin temizliği ve hoş olmayan kokudan arınmış olması da yeterlidir.
-Eşlerin temiz vücudlarından birbirine verdiği fıtrî ve tabii kokunun, başlı başına te’’sirli bir gücü vardır.
- En çok rahatsız edici kokular, ağız kokusu ile ağır ter kokusudur.
-Vücudda fazla ter toplayan koltukaltı ve kasık bölgeleri, haftada bir tıraş edilmeli ve yıkanmalıdır.

Tatma

-Dişler fırçalanmalı veya misvâklanmalıdır.
- Ağızda soğan sarmısak veya sigara kokusu rahatsız edicidir.
-İlişki başlangıcında ağız bölgesinin, dil ve dudaklar çevresinde yaptığı temaslar da, tatma hissinden gerekli zevki almaya yeterlidir..

Dokunma ve Okşama

-İlişkiye hazırlanmada “aşk oyunları” denilen en te’’sirli yöntem vücudun çeşitli yerlerine yapılan dokunma ve okşama işidir. Bunun için önce yeteri kadar soyunmuş olmalıdır.
- Üst vücudda bir iç elbisesinden başkasını bırakmamak, hattâ vaziyete göre, yatak içinde soyunmuş olmak, ilişki zevkinin ziyâdesiyle yaşanmasını sağlar.
- Dokunma ve okşama vazifesi, kadından çok erkeğe düşer.
- Kadında omuz ve dizlerden mahrem yerlere kadar birçok bölge, okşanmaya karşı hassastır.
-Temas ve taramalar, çevreden merkeze doğru kayarak, kadında asıl temâs için kuvvetli bir arzu belirinceye kadar devam etmelidir.

Cinsel Açıdan Duyarlı Bölgeler

Ağız ve Öpüşme

- Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duygu bulunmaktadır. Öpme ve öpüşme de ağız ve dudak çevresinin son derece duyarlı olmasından doğmuştur.
-Hem cinsel beraberliği başlatır, hem de orgazma varmada önemli bir rol oynar.
-Dudaklar ve dil, en duyarlı bölgelerdendir.
-Özellikle alt dudakların ve dilin emilmesi, kadınlar için cinsel hazzı artırıcı etki uyandırır

Penis

Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı alanı penis ucudur.

Kulaklar

Özellikle kulak arkası ve ve kulak memesi çok duyarlı bölgelerdir.
-Bir kez alışkanlık oluştuğunda kulak memeleri de salt elle dokunmaktan cinsel heyecan doruğuna yaklaştıran uyarımlar sağlar. Orgazma doğru giderken hafif hafif kulakları okşama ya da yalama bu etkiyi doğurur.

Klitoris

-Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Cinsel heyecen sırasında klitoris büyür, sertleşir ve orgazm sırasında doyum noktasını oluşturabilir.
- Kadında cinsel uyarılmaya yol açan en hassas bölgedir.
-Kadın vücudunun en duyarlı noktası olduğu için, hafifçe okşamalıdır!

Küçük Dudaklar

Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.

Büyük Dudaklar

Erkeğin torbalarını andırır. Penis üzerinde uyarıcı etkisi vardır.

Göğüsler

-Kadınların meme uçları adeta birer klitoris görevi görür ve uyarılmaları kadına büyük haz verir. Buradaki sinir uçları vajina yöesindeki uyarım sistemiyle bağlantılıdır.
-Aynı şekilde, memelerin koltuk altlarına doğru uzanan yan kısımları ile iki memenin ortası, bir de altlarındaki yuvarlıklar, hassas ve uyarıya açık bölgelerdir.
- Göğüs uçlarının etkili biçimde okşanması ya da emilmesi, dölyolu çevresindeki salgı bezlerini harekete geçirerek dölyolunun ıslanmasını ve cinsel birleşmeye hazırlanmasını sağlar. Erkeklerde bu duyarlılık son derece düşüktür.
Kalçalar

Erkekler bu bölgeye karşı özel bir cinsel duyarlılık gösterir.

Bacaklar

Bacakların iç bölgeleri cinsel uyarıya karşı kesin bir tepki gösterir.

Okşama Şekli

- İlişkiden önce, hassas bölgelerin hafif okşamalarla tahrik edilmesi gerekir.
-Okşamaya, en hassas bölgelerden başlanmaz. Daha az hassas bölgelerden başlayarak, en hassas bölgelere, merkeze doğru kaydırılan yumuşak bir okşama idealdir.

İlişki Safhası

  • Şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadının mahrem bölgesinde birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar.
  • Kadın o anda cinsî his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrîk edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez.
  • Eşler, arzu ettikleri temas şeklini tercih ederler.
  • Temas safhasında en mühim mes”ele, erkeğin acele etmemesidir.
  • Erkek, zaman zaman duraklamalar ve ihtiyatlı tavırlarıyla, sondaki ” orgazm ” durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalıdır. Esas itibariyle birleşmenin sorumluluğu da erkeğe düşer .
  • Erkek, birleşmeye doğru yönelirken, kadının bunu anlayacağını sağlayacak hareketler yaparak onu hazırlamalı, aynı zamanda da, yavaş hareketlerde bulunarak “birleşme” durumuna geçmelidir.
  • Birleşme sırasında da, kararlı ama yumuşak olmaya çalışmalı, tedricen yaklaşmalı, başlangıçtaki yavaş hareketlerin temposunu yavaş yavaş artırmalıdır.
  • Yeterli ön hazırlık ve aşk oyunları izlenince, uygun bir birleşme, birleşmenin en önemli noktası olan “birleşmede orgazm” veya “aynı anda orgazm” denen sonucu sağlar.
  • Orgazmın verdiği yorgunluk ve “uyuşukluk” içinde, çok yavaş hareketlerle öpüşme ve okşamaları sürdürmek, bu arada da hafif ve müşfik bazı sözler söylemek, eşler için hem orgazmın tam doyumuna vardırıcı, hem de onları rahatlatıcı olur.
  • Cinsi ilişkinin baştan sona normal bir bütün hâlinde, onbeş-yirmi dakika sürmesine ihtiyaç vardır . Bu müddet, duruma göre uzayıp kısalabilir.
  • Boşanmadan sonra erkek, hemen çekilmemeli, bir müddet daha kadınla berâber kalmalıdır.
  • Orgazmdan sonra genel olarak erkekler, baştakine benzer bir sevgi ve ilgi göstermeyi ihmâl ederler. Kadın ise bu ândan sonra da, sevgi kucağında bir miktar daha eğlenmeyi arzular. Bu kısa bekleşmenin ihmâli, kadının canını sıkar. Erkek, eşinin bu ândaki haklı arzusunu da ondan esirgememelidir.
  • Son safha daki bu tabiî arzuya cevap vermek için, yerine göre bir kendine çekiş, kucaklayış, bir bûse ve okşayış da kâfi gelebilir.

Pozisyonlar

-Evlilik hayatı boyunca cinsî münâsbetlerin, şeklen değişmeyen bir vaziyette devam etmesi bıkkınlığa sebeb olabilir. Bunun içindir ki, zaman zaman farklı şekil ve vaziyetleri kullanmaya ihtiyaç görülür.
- Zamanla değişen lüzum ve ihtiyaca göre, kadına zahmet vermeden daha uygun vaziyetler seçmek, (sırtüstü, yanüstü, dizüstü çeşitli haller) eşlerin tercihine kalmıştır.
-Genel tercîhler kadın altta yüzyüze ve malûm vaziyette olmakla beraber -döl yolundan olmak şartıyle- çeşitli şekiller mümkün ve meşrûdur.
-Birincisinde kadın sırt üstü yatar, erkek kadına yüzü dönük olarak üstten yaklaşır. En uygun olanı budur.
-İkinci pozisyonda ise, kadın üstte olur ve serbestçe hareket ederek cinsî temasta motor rol oynayabilir.
- Orgazma, boşalmaya yakın pozisyon değiştirmek iyi olur.
-Boşalma anında kadının üste olması her ikisine de sıkıntı verir.
-Boşalma esnasında kadının altta erkeğin üste olup, boşalmadan sonra bir müddet o halde kalmaları eşleri rahatlatır. Fakat bütün ağırlık kadının üzerine verilirse, rahat olması gereken hassas bir zamanda kadına sıkıntı verilmiş olur. Bunun için erkeğin diz ve dirsekler ile yataktan destek alıp yükünü hafifletmesi gerekir.


HERKES BU ‘EROTİK GÜNLÜĞÜ’ KONUŞUYOR

İngiltere’nin bir kadın blogçunun Oxford ve Cambridge üniversitesindeki cinsel maceraları ve ilişkilerini ayrıntılı olarak anlattığı ‘erotik’ günlük büyük yankı uyandırdı.

Seks ismini kullanan gizemli blogçu, tek gecelik ilişkilerini, 18 yaşında bekaretini yitirdiğini ve farklı milliyetlere ait penis büyüklüklerini anlatıyor. Blogçu kendisini ‘mazaretsiz ve su götürmez bir nemfoman’ diye niteliyor ve hem kendi kimliğini hem de bahsettiği kişilerin kimliğini saklayacağını söylüyor.

Kendini kısmen bir seks araştırmacısı olarak nitelendirdiğini belirten blogçu, “kimliğimi gizlemezsem annem beni öldürür” ifadesini kullanıyor.

“Gerçekten çekici bir kadın olmam işime yarıyor, ama bu çok da gerekli değil, bilhassa alkol olduğunda. Oxbridge’deki eğitimin ağırlığı nedeniyle bir hafta sonunda üzerinizdeki baskıyı ve etraftaki çok fazla azmış, sarhoş öğrenciye ekleyin” diyen blogçu penis boyları konusunda, “İngiliz ve Alman erkekler en iyileri” diyor.

Blogçu, Diary of a London Call Girl’ün (Londralı Bir Telekızın Günlüğü) yazarı Belle du Jour’a benzetiliyor.


Cinsel performans anksiyetesi vajinismus

cinsel performans anksiyetesi, cinsel yaşamlarında sorun yaşayan erkekler kadar kadınların da en büyük kaygılarından biri. Üstelik bu durumdan şikâyet eden kadınların sayısı hızla artıyor. Vajinismus, pek çok kadının karşı karşıya kaldığı bir sorun. Öyle ki, ülkemizde cinsel terapi merkezlerine en sık başvurma nedenini oluşturuyor.

♀ Vajinismus , vajinal bölgedeki kasların kasılarak cinsel birleşmeyi engellemesiyle karakterize edilen bir hastalık. Bu hastalık kadınlarda da, performans anksiyetesine zemin hazırlayan bir diğer önemli unsuru oluşturuyor. Ancak vajinismus şikâyetinde performans anksiyetesi ön plana çıkmıyor. Çünkü vajinismus sorunundan yakınan kadın, her cinsel ilişki öncesinde Yine başarılı olamayacağım kaygısıyla atağa girse de, “korku” ya da “acı hissi” daha ön plana çıkıyor.

♥ Eşlerin ereksiyon sorunu :cinsel performans anksiyetesi, eşleri “erektil disfonksiyon” sorunu yaşayan kadınlarda da gelişiyor. Bu sorun genellikle cinsel yaşamla ilgili “mitlerden”, yani yanlış inançlardan kaynaklanıyor. Toplumda çok yaygın görülen bir inanışa göre, erkeğin ereksiyon sorunu yaşaması, tahrik olamadığına işaret ediyor. Bunun sorumlusu olarak da, onu tahrik edemediği düşünülen kadın gösteriliyor. Ülkemizde çok yaygın olan bu yanlış inanç yüzünden, eşleri ereksiyon sorunu yaşayan kadınlar, öncelikle kendilerini sorumlu tutuyor.

♀ Erkeğin ereksiyon sorunu devam ettikçe de, kadında bir süre sonra takıntı oluşmaya başlıyor. Öyle ki, kadın önsevişme öncesinde bile Sertleşme olacak mı, olmayacak mı? , Onu tahrik edecek miyim, edemeyecek miyim? kaygısını duymaya başlıyor. Sürekli bu kaygıyla yaşayan kadında da bir süre sonra cinsel isteksizlik ve işlev bozukluğu gibi sorunlar oluşmaya başlıyor.

√ Kıyaslanma korkusu : Artık kadınların da cinsellikte her şeyi erkekten bekleyip, pasif bir tutum takınmaları devri geride kaldı; özellikle de genç kuşaklarda. Günümüzün erkekleri, cinsel yaşamda artık daha aktif ve katılımcı bir kadınla birlikte olmayı tercih ediyor. Bu beklenti aslında sadece erkeklerde değil, aynı zaman kadınlarda da çok sık görülmeye başlandı. İste, bu beklentilerin yayılmasıyla birlikte performans anksiyetesi de daha sık ortaya çıkıyor. Çünkü günümüzün modern kadını, ön sevişmeden tutun da oral sekse, eşin ereksiyonundan boşalmasına kadar her aşamada mutlu ve uyumlu bir cinselliğin yaşanmasında kendilerinin de sorumlu olduklarının bilincinde.

Öyle ki, Tartışmamızın nedeni, cinsel yaşantımızda bir sorun oluştuğuna mı işaret ediyor?” diye düşünmeye başlayan kadınların sayısı da hızla artıyor. Cinsel yaşama daha aktif giren kadın, zevk almaya başlayınca da, doyuma ulaşması gerektiğinin bilincine varıyor ve doğal olarak erkeklerden daha fazla performans bekliyor. Günümüzde çok eşliliğin ve günlük ilişkilerin artması da, beraberinde kıyaslanma korkusunu getiriyor. Çünkü insanlar artık tek eşlilikten uzaklaşmaya başladıkları için, birlikte oldukları partnerlerini diğerleriyle kıyaslamaya başlıyor.

√ Kaygısız bir cinsel yaşam için : Performans anksiyetesi nedeniyle cinsel terapi merkezine başvuran çiftler olmasa da, cinsel işlev bozukluklarının ardında bazen bu sorun ilk sırada yer alıyor. Bu sorun karşısında öncelikle “performans anksiyetesini” çözmeye yönelik ev ödevleri ve egzersizler veriliyor. Çünkü, sorun çözülmedikçe, çiftin asıl başvurma nedeni olan erektil disfonksiyon ya da orgazm bozukluğu gibi şikayetler ortadan kalkmıyor.

♀ Performans anksiyetesi bir çeşit takıntı olduğu için tedavisi uzun uğraş ve zaman gerektirebiliyor. Tedavide, psikoterapiden çok, ev ödevleri ve egzersizler daha ön plana çıkıyor. Çünkü kişi bunu takıntı haline getirdiği için siz ne söylerseniz söyleyin, deneyimlerine odaklanmış oluyor. Dolayısıyla, tedavide temel prensip, kişiye takıntılarının tersi olan deneyimlerin yaşatılması.

♥ Örneğin, erektil disfonksiyon sorunu yasayan erkeklerin en büyük korkularından biri, cinsel birleşme sırasında ereksiyonlarını kaybetmeleri. İşte, bu noktada çiftlere cinsel birleşmeye girmeleri yasaklanarak, sadece ilişkiden zevk almaları isteniyor. Bunun sonucunda erkek cinsel birleşmeye değil, sadece zevke odaklandığı için ereksiyon sorunu ortadan kalkıyor. Böylesi bir paradoks yaşatmak, cinsel işlev bozukluklarında çok güçlü bir etki yaratıyor


Azalmış cinsel işlev bozukluğu

Azalmış cinsel işlev bozukluğu :
• Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar.

• Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkişine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır.

• azalmış cinsel işlev bozukluğundan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eslik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını, başka nedenlerle (eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler.

• Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir.

• Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir. Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır.

• Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır. İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. azalmış cinsel işlev bozukluğu uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir.

• Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.

• Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir.

• Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar. Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılır.


Cinsel ilişkide ideal süre ne?
ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu.

Stockholm’de düzenlenen Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kongresinde sunulan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu.

ABD Mid-Michigan Sağlık Merkezleri Tıbbi Direktörü Dr. Matt Rosenberg, “Cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiği yönündeki genel kanının aksine, ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu” dedi.

Bu sürenin yaşla birlikte düştüğüne işaret eden Rosenberg, “Dünya nüfusu yaşlanmaya devam ettikçe, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde sertleşme sorununun yaygınlığı artacak. Bu sorunun çözümünde hedefler, yalnızca sertliği artırmak yerine, tatmin edici bir cinsel yaşamın yeniden sağlanmasına yöneltilecek olursa tedavinin sonuçları iyileşir” diye konuştu.

Cinsel tatmini partneriyle paylaşmanın erkeğin cinsel deneyiminin önemli bir unsuru olduğuna işaret eden Rosenberg, bu konuda son dönemde geliştirilen ilaçların olumlu etki gösterdiğini söyleyerek, “Araştırmalar Bayer Schering Pharma’nın ilacı Levitra’nın uzun ve sürekli sertleşme sağladığı belirlendi” dedi.


Cinsel uyarılma orgazm güçlüğü

• cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğü, performans anksiyetesinin en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.

• Anatomik sorun, diyabet, koroner kalp hastalıkları gibi fiziksel sorunlar ya da psikolojik kökenli sorunlar, cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğüne yol açabiliyor.

• Bunların yanı sıra, kadının yeterli cinsel deneyimi olmaması, dikkatini cinsel ilişkiye verememesi veya partneri tarafından şu ya da bu nedenle yeterince uyarılamaması da beraberinde orgazm güçlüğünü getiriyor.

• cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğü yaşayan kadında bir süre sonra olumsuz beklenti, yani Yine orgazm olamayacağım kaygısı ortaya çıkmaya başlıyor.

• Bu durum bazen şiddetli boyutlara ulaşarak takıntıya dönüşebiliyor.

• Kadının orgazma ulaşmasında sadece partnerinin dokunuşları yeterli gelmiyor.

• Aynı zamanda vajinal bölgesine yeterli düzeyde kanın ulaşması gerekiyor.

• Ancak, kadın çeşitli nedenlerden dolayı orgazm olmakta güçlük çektiğinde, stres devreye giriyor ve bu sorun karşısında vajinal bölgede kanlanmayı engelleyen adrenalin hormonu salgılanmaya başlıyor.

• Bunun sonucunda, kadın yine orgazm olmakta güçlük çekiyor.

• Yani, bir kısırdöngü oluşmaya başlıyor.


ilk gece korkusu?

21. yüzyılda olmamıza rağmen toplumumuzda “ilk gece” kavramı hala varlığını sürdürmektedir. Evlenmek üzere olan çiftlerin akıllarına en çok takılan konulardan biri de ilk geceyi nasıl geçirecekleridir. Özellikle çift cinsel açıdan deneyimsiz ve bilgisizse evliliğin ilk gecesi kabusa dönüşebilmekte ve uzun yıllar süren cinsel sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) olarak evlenmek üzere olan çiftlerin mutlaka cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmeti almaları gerektiğini savunuyoruz.

Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik nedir?

Cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmeti almak için nereye başvurmak gereklidir? Ne gibi faydaları vardır? Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan CİSED bu konuda çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.

Kulaktan dolma ve yanlış bilgilerle ilk gece yaşanıyor

Evlenmek üzere olan çiftlerin kafalarında cinsellik konusunda birçok soru işareti olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Ülkemizde cinsel eğitim olmadığı için çoğu genç kızımız ve erkeğimiz en basit cinsel bilgileri bile bilmemekte ve çoğu zaman kulaktan dolma yanlış bilgilerle evliliğin ilk gecesini yaşamaktadır. İlk gece toplumumuz için hala önemli bir olgudur. Çoğu yerlerde gelenekler ve ilk geceye dair cinsel mitler hala varlığını sürdürmektedir. Kızlık zarı bekaretin simgesi olarak görüldüğü için çiftlerde ve hatta onların ailelerinde kan beklentisi de vardır. Bunlar yeni evli çiftler üzerinde daha da fazla baskı oluşturmaktadır.” dedi.

Toplumumuzda erkeğin cinsel deneyim kazanması için teşvik edildiğini, ancak bir yandan da genç kızın namusunu ve iffetini koruması gerektiği için cinsellikten uzak durmasının beklendiğini belirten Dr. Keçe; “Genellikle yeni evli çifterde kadın cinsel açıdan deneyimsiz olmakta ve çevreden duyduğu yalan yanlış bilgiler nedeniyle de ilk gece çok acı çekeceği, ağrı duyacağı ve kanama olacağına dair bir korku yaşamaktadır. Erkeler de çoğu zaman sınırlı bir cinsel deneyime sahip ya da deneyimsiz olmakta ve kendi cinsel performansı ve eşini tatmin edememe ile ilgili endişeler yaşamaktadır. Eğer çiftler evlilik öncesinde cinsel danışmanlık ve rehberlik alırlarsa evliliğe daha sağlıklı bir adım atmış olurlar.” dedi.

İnternet yoluyla cinsel konularda edinilen bilgiler genellikle abartılı ve yanlıştır

Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik hizmetlerinin ülkemizde yeterince bilinmeyen ve anlaşılamayan bir kavram olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik kişilerin cinsel konularda bilgilendirilmesi, cinsellikle ilgili kaygı ve endişelerinin giderilmesi ve onlara yol gösterilmesidir.

Cinsel terapi ile Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik birbirinden farklıdır

Cinsel terapi bir cinsel işlev bozukluğunun çeşitli psikoterapi teknikleriyle bir cinsel terapist tarafından tedavi edilmesidir. Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik ise; kişiyi cinsellik, ilk gece, cinsel organların yapısı, cinsel ilişki, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve doğum kontrol yöntemleri, vb. konularda bilgilendirmeyi içerir.’’ dedi. Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik hizmeti almak için mutlaka bir cinsel sorunun var olması gerekmediğini de belirten Psk. Bacanak; “Cinsel konularda doğru ve güvenilir bilgi alabileceğimiz kaynaklar oldukça sınırlıdır. Günümüzde internet çok yaygın olarak kullanılmakta, ancak internet yoluyla cinsel konularda edinilen bilgiler genellikle abartılı ve yanlış bilgiler olmaktadır.

Cinsellikle ilgili merak edilen konuları danışmak, doğru bilgi edinmek, kendini ve karşı cinsi daha iyi tanımak için cinsel danışmanlığa başvurulabilkir. Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik hizmeti öncelikle cinsel konularda uzman doktor, psikolog, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanlarından lalınabilir. Ayrıca bu konuda eğitim almış öğretmen ve hemişereler de Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik hizmeti verebilirler. Önemli olan kişinin konusunda bilgili bir uzman olması ve kendi önyargılarından arınmış olmasıdır.” dedi.

CİSED olarak telefon ve MSN yoluyla cinsel danışmanlık ve rehberlik hizmeti verdiklerini belirten CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; “Evlenmek üzere olan kadın ve erkeklerden en fazla ilk gece nasıl davranmaları gerektiği ile ilgili sorular alıyoruz. İlk ilişkinin nasıl olacağı, kızlık zarı, kanama, ilk ilişkiden sonra ne kadar süre beklenmesi gerektiği, balayında ilk geceden sonra denize veya havuza girilip girlemeyeceği ile ilgili sorular çok fazla sayıda geliyor. Kadınlar ilk gece acı çekmekten ve kanamanın fazla olmasından korkarken, “ya kanama olmazsa ne yaparım” diye korkanlar da çok fazla. Erkekler de genellikle ilk gece sertleşme sorunu yaşamaktan, eşlerini tatmin edememekten ve erken boşalmaktan korkuyorlar. Eğer çiftler evlilik öncesinde bu konularda danışmanlık hizmeti alırlarsa daha keyifli ve sağlıklı bir ilk gece yaşayacaklardır.” dedi.