Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, sohbet odalari, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet



İçenlerin cinsel sorunu azmış
Alkol kullanmanın seks yaşamlarını etkileyeceğinden korkan erkeklere gün doğdu

Alkol kullanmanın seks yaşamlarını etkileyeceğinden korkan erkeklere gün doğdu

Bilim adamlarına göre alkol erkeklerin cinsel performansına zarar vermekten ziyade katkıda bulunuyor. 1580 Avustralyalı erkek üzerinde yapılan bir araştırma, alkol kullanan erkeklerin alkol kullanmayanlara göre yüzde 30 daha az cinsel sorun yaşadığını gösterdi.

Hatta aşırı içki içenlerin bile içmeyenlere göre daha az ereksiyon sorunu yaşadığı belirtildi. En iyi performansı haftada 5 gün, günde 4 kadeh içki içenlerin gösterdiği kaydedildi. Cinsel yaşamı en kötü olanların ise kalp hastaları ve sigara içenlerin yanı sıra alkolü bırakan eski içiciler olduğu açıklandı. Araştırma, normal ölçüde alkol kullanımının cinsel sorunlarla bir bağlantısı bulunmadığını ortaya çıkardı.


Spikerin ‘mini etek’ isyanı

Haber sunarken giydiği etek nedeniyle eleştirilen Özge Uzun sonunda isyan etti!

Fox TV’de 17:30 haberlerini sunan Özge Uzun, CNNTURK’te ‘Nası Yani?’ programının konuğu oldu.

Bir süre önce, haber sunarken, kameranın farklı bir açıdan görüntülediği Özge Uzun, etek boyu nedeniyle bazı kesimlerce eleştirilmiş ve görüntüleri çeşitli internet sitelerinde yayınlanmıştı.

Televizyon Gazetesi’nde yer alan haberde; Özge Uzun, konuyu köşelerine taşıyarak kendisine destek olan Serdar Turgut ve Sina Koloğlu’na teşekkür ederek kendisine yakıştırılan ’seksi’ sıfatından hoşlanmadığını anlattı ve duygularını ekran başındakilerle paylaştı.

Görüntülerinin internette dolaştığı ilk günlerde çok üzüldüğünü ve “Allahım ne yaptım, ben birşey yaptım” dediğini ifade eden Uzun, “Çünkü hakikaten beni bilen arkadaşlarım bilir, buraya gelmek için çok çalıştım. Bir anda, tepeden inme, mini etekli bir haber spikeri olmadım” dedi.

FRİKİĞİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLAR!

Haddini bilen bir insan olduğunun altını çizen özge Uzun, “Bacaklarımda frikik aranıyor, bir anda genç kızlara kötü örnek oldum ve namussuzluğuma kadar yazıldı. Çok acayip. Ben bunu yazan kişilerin frikiğin neanlamına geldiğini bilmediğini düşünüyorum. Orada sadece bacak bacak üstüne atmış, etek giymiş ve gayet üsturubuyla oturan bir kadın görüyorum” şeklinde konuştu.

EŞİM BİLE BİR GARİPLİK GÖRMEDİ

30 yaşındaki spiker Özge Uzun, bir kadın için uzun sayılacak 1.80 boyunda olmasının da ekranda heybetli duruşuna neden olduğunu ifade ederek, “Belki yakın çekimler olduğu için, uzun boy, etek falan çok mu girdi insanların gözüne? Ama ben orada normal, bir kadın gibi oturuyorum” diyerek eşinin de kendisini desteklediğini söyledi. Özge Uzun, “Eşim çok kıskanç olmasına rağmen beni destekledi. O bana söylerdi, olmamış diye” açıklamasını yaptı.

100 BİN TIK OLMUŞ!

İnternet ortamında yayılan görüntülerinin tıklanma sayısına da şaşıran Özge Uzun, “O anda herhalde böyle bir malzeme lazımdı. İnanır mısınız 100 bin tık olmuş! İnanılır gibi değil! Bir çok internet sitesi paylaşıyor bunu” dedi.

BU OLAYIN BİR DE İYİ YANI VAR

Henüz 13 aylık olan oğlu Dağhan’da kalça çıkığı, kalbinde ve eklemlerinde problemler, parmaklarının yapışık olması gibi bir takım sendromları olduğunu anlatan Özge Uzun, bu amaçla bir çok aileye ulaşmaya çalıştığını, internette sesini duyurmaya çalıştığını ancak başarılı olmadığını ifade etti. Özge Uzun, “İnsanlara sesimi duyurmak için çalıştım ama kısmet etek giymeme nasipmiş yani” dedi.

Bir anda ‘eteğinin boyu’ nedeniyle gündeme gelmesinin aslında bir yanıyla insanlara ulaşmada faydasının da olduğunu belirten Özge Uzun, “Star televizyonu geldi ve Dağhan’ı çektiler. Onların yayınından sonra bu konuda çok güzel girişimler almaya başladım. Üzerimde bir misyon oldu ve bunu da keyifle taşıyorum” dedi.

Özge Uzun’u dikkatle dinleyen Beyaz’ın son cümlesi ise prog

Spikerin mini etek isyanı

Spikerin 'mini etek' isyanı

rama damgasını vurdu:

“5 santim kısa bir etek bakın ne kadar güzel şeylere vesile olabiliyor hayatta. Ama beş santim uzun giyip hiç bir şey yapmayanlar da var.”


İngilizce öğretmeninin öğrencisiyle olan sevişme görüntüleri internete düştü
35 yaşındaki İngilizce öğretmeni Miroslava Prillerova, 18 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Karel Kucera ile sevişirken, bir cep telefonuyla çekilen 5 dakikalık görüntüleri internette tık rekoru kırarken, veliler ayaklandı.

Çek Cumhuriyeti’nin güneyindeki, Znojmo kentindeki olay üzerine veliler, okula akın etti ve öğretmenin derhal görevden alınmasını istedi. Ancak okul müdürü Miroslav Krivanek, olayın tüm ülkede yankılanmasından sonra kapısını aşındıran gazetecilere açıklama yapmak zorunda kaldı ve öğretmeni neden okuldan uzaklaştıramadığına açıklık getirdi.

Müdür “Ne yazık ki öğrenci 18 yaşında, yani reşit sayılıyor. Olay, okul dışında meydana gelmiş ve bu açıdan da bir işlem yapmak mümkün değil. Yasalar, bu durumda yetersiz” dedi.

Görüntülerin internette dolaşması üzerine rapor alarak izne çıkan skandal öğretmen, gazetecilere “Yıl başından bir gün sonraydı ve çok içkiliydim. Ne yaptığımı bilmiyordum” dedi.

Ancak veliler, Eğitim Bakanlığı’na başvuruda bulunarak, böyle bir öğretmene çocuklarını emanet etmeyeceklerini bildirdi.


Denizli de öldürülen 88 yaşındaki adamın katili kendisinden 46 yaş küçük eşi çıktı

DENİZLİ’nin Acıpayam İlçesi’ne bağlı Akalan Beldesi’nde, bıçaklanıp başına keserle vurularak öldürülen 88 yaşındaki Mehmet E.’nin katilinin, 28 gün önce evlendiği kendisinden 46 yaş küçük eşi 42 yaşındaki Kader E. olduğu ortaya çıktı. Cinayetteki sırrı, Mehmet E.’nin belinde takılı olan vibratör çözdü. Otopside vibratörün bulunması üzerine, daha önce cinayete gasp süsü vermeye çalışan ve bu yönde ifade veren Kader E., eşini seks fantazisi yüzünden çıkan kavgada öldürdüğünü itiraf etti.


‘HERKES ÜNLÜ OLMANIN PEŞİNDE’

‘HERKES ÜNLÜ OLMANIN PEŞİNDE’

ÇEVİRDİĞİ FİLM VE DİZİLERLE ADINI ZİRVEYE TAŞIYAN OYUNCU NURGÜL YEŞİLÇAY SON OLARAK DA ‘VİCDAN’ ADLI FİLMDE CANLANDIRDIĞI ‘AYDANUR’ ROLÜYLE 45′İNCİ ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDE ‘EN İYİ KADIN OYUNCU’ ÖDÜLÜNÜ ALDI.

Yeşilçay, geçtiğimiz gün genç sinemacıları eleştirdi. Ülkemizde sinema üzerine eğitim gören gençlerin hemen yönetmen olma isteğine karşı çıkan Yeşilçay şöyle konuştu;

SAYILARI ÇOK AZ…

‘Amerikan ve Avrupa sinemaları iyi senaryolar ile ayakta duruyor. Türkiye’de okulu her bitiren hemen yönetmen olmak istiyor. Bazısı hemen şöhreti yakalamak, adından söz ettirmek istiyor. Halbuki sinemanın olmazsa olmazı görüntü yönetmeni, kurgucusu veya senaristi olabilirler. Bunların sayıları çok az. Bu yüzden kaliteli yapımların sayıları parmak sayısı kadar maalesef.’




Peru’nun Apo’su Guzman Nasıl Boyun Eğdi?

Bazen anlamakta zorluk çekiyorum.
Dünyanın hangi ülkesi vardır ki, kendisine karşı resmen savaş açmış bir terör örgütünün liderine örgütünü yönetme ve suç işlemesini yönlendirme imkanı verir?

Bu imkanlara sahip dünyadaki yegane iki ülke Türkiye ile İtalya’dır herhalde…
Avukatların, Apo efendiyi İmralı’da ziyaret ettikleri günün akşamı Apo’nun verdiği talimatlar internet kanalıyla PKK sitelerinde yer alıyor. Adam Şam’dan bile örgütünü bu kadar kolay idare edemezdi. En azından can korkusu yaşar, huzurlu olmazdı. Şimdi hayat bütünlüğü garantide. Devletin vatandaşına veya diğer mahkumlarına sunamadığı her imkan O’na sunuluyor.
Kazaen gıda zehirlenmesi yaşamasın diye yemeklerini yemeden önce çeşnicibaşı kontrolünden geçiyor. Elbiselerinde kimyasal zehir olmasın diye, elbiseleri giydirilmeden önce kimyasal testlerden geçiyor. Herhangi bir depremde üzerine duvar yıkılmasın diye duvarları depreme dayanıklı şekilde inşa ediliyor. Hatta depremde üzerine kazaen kitaplık, ranza düşer diye hepsi sabitlenmiş.
Bütün bunları bir kenara bırakın, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden kardiyolog, dahiliye, psikolog, ortopedi ve diş hekiminden oluşan 5 kişilik uzman doktor heyeti, Abdullah Öcalan’ı ayda 2 kere genel sağlık kontrolünden geçiriyor. Dişlerindeki dolgular bile tam. Bir vatandaşın dişi ağrısa parasızlıktan 2 ay çektiremez, ama sağlık hizmeti Apo’nun ayağına geliyor. Olsun varsın, zararı yok. Devlete teslim edilmiş tutuklu ve hükümlülerin vücut bütünlüğünün korunması devletin başlıca görevidir. Özellikle de Apo’nun vücut bütünlüğü!.
En büyük endişem, kansere falan yakalanması. Şayet bir kansere yakalanırsa vay halimize…
Ergenekon tutuklusuyken kanserden ölen rahmetli Kuddisi Okkır’a tanınmayan hak O’na tanınır, anında serbest bile bırakılır.

*****

Ceza infaz rejiminde herhalde İtalya’yı örnek aldık.
70’li yıllarda İtalya’yı kana bulayan, hatta İtalya Başbakanı Aldo Moro’yu kaçırıp kafasına üç kurşun sıkan Kızıl Tugaylar örgütünün lideri Renato Curcio yakalandıktan sonra belli bir süre hapis yatmış, ardından Napoli Üniversitesi’nde ders vermeye başlamıştı.
Bakarsınız, kısa bir süre sonra biz de Apo’yu da serbest bırakır, Bilgi veya Bahçeşehir Üniversitelerinde “Siyaset Bilimine Giriş” dersleri vermesini sağlarız.

*****

Terör örgütlerinde lider çok önemlidir. Ya liderini yakalayıp örgütü bitirirsin, ya da bizim gibi güvenli bir ortamda örgütünü yönettirip sonucuna katlanırsın.
Dünyada bizim gibi uzun süreli ve çok kanlı teröre karşı mücadele vermiş ülkelerden bir tanesi de Peru…
80’li yıllarda “Aydınlık Yol” adıyla bildiğimiz Sendero Luminoso adlı bir terör örgütü Peru’yu kan gölüne çevirdi. Örgütün eylemlerine başladığı 1980 yılından örgüt lideri Abimael Guzman’ın yakalandığı 1992 yılına kadar geçen 12 yıllık dönemde resmi kayıtlara göre 23 bin, gayrı resmi kayıtlara göre ise 70 bin kişi terör eylemlerinin kurbanı oldu. Ölenlerin yüzde doksanı örgütün emperyalizmin kucağından kurtarmak(!) için eylem yaptığı Peru yerlileriydi.
Bu Abimael Guzman denen adam, örgütü yönetirken uzun yıllar kimliğini gizlemeyi başardı. Aslında felsefe profesörü idi. Bir taraftan üniversitede derse girip insan sevgisi, barış ve umuttan söz ediyor, diğer taraftan militanlarına insanlara işkence yapılıp öldürülmesi için emirler veriyordu. Bizim gündüz külahlı, gece silahlı dediğimiz cinsten…
Nihayet Peru Hükümeti adama kafayı taktı. 1992 yılında yakaladı.
İlk iş, adama çizgili pijama gibi mahkum elbisesi giydirip, demir bir kafes içinde kamuoyuna teşhir ettiler. Ardından müebbet hapis cezasına çarptırdılar.
Emrinde 10 bin silahlı militan olan böyle bir psikopatı nereye koyarız diye düşündüler. Aynen bizim İmralı adasına benzeyen başkent Lima’nın karşısında 15 kilometre uzaklıktaki San Lorenzo adasında bulunan Callao Deniz Üssü’ne koymaya karar verdiler. Büyük Okyanus’taki bu adaya şahsa özel yeni bir cezaevi yaptılar. Guzman’ı içine koyup, bir yıl boyunca kimseyle görüştürmediler. Ne avukatları, ne anası, ne de babası Guzman’ı göremedi. Guzman bir yıllık hücre cezasında çöktü. Direnci kırıldı. Bu dönem içinde bırakın örgütüne talimat vermeyi, “yoldaşlarım ben hala yaşıyorum” bile diyemedi.
Guzman’ın bu bir yıllık hapis dönemi içinde yanına sadece Peru Milli istihbarat Servisi Başkanı Vladimiro Montesinos girebildi.
Montesinos adamı öyle bir hale getirdi ki, 1993 yılında o binlerce kişinin ölüm emrini veren felsefe profesörü çözüldü, Peru Hükümetiyle barış ilan ettiğini açıklamaya karar verdi.
Derhal televizyon kameraları getirildi ve Guzman televizyondan binlerce militanının yüzlerine karşı “tuttuğumuz yol yol değildir, silahları bırakıp, barış içinde yeni bir Peru kurmamız gerekir” diye seslendi. Televizyonlardan bunu duyan militan yoldaşları apışıp kaldı, şoka uğradılar.
6 bin Aydınlık Yol militanı o hafta içinde silahlarını bırakıp, terörden vazgeçti. Silah bırakmayanlar da çeşitli fraksiyonlara bölünüp, yok olmaya yüz tuttular. Terör eylemlerinde yüzde seksene varan azalma kaydedildi.
İşte Peru’nun izlediği Aydınlık Yol deneyimi bu…
Apo, bu deneyimi bildiği için geçenlerde avukatları aracılığı ile bir açıklama yapmış. Demiş ki “Beni Guzmanvari metotlarla kullanmaları mümkün değil.”
Gerçekten bizim devlet kullanamaz. Kullanacak olsaydı 9 yıldır beklemezdi.
Sen gönlünü ferah tut Abdullah Öcalan, devletimiz sana kıyamaz. Bırak, Guzmanvari metotları, daha İnfaz Kanununa doğru dürüst bir madde ekleyip de, seinle terör örgütün arasında kuryelik yapan avukatlarının görüşmelerini bile kısıtlayamaz. Bizim örnek aldığımız İtalyan modeli nasıl olsa…
Yakında Açık Toplum Enstitüsü’nün düzenleyeceği konferanslara konuşmacı olarak bile çağrılırsan, şaşırmayız…
Peru’da Guzman’ı Perulular yakaladı ve Peru yasalarına uygun ceza çektiriliyor. Seni ABD yakalayıp, Türkiye’nin kucağına verdi. Bu yüzden infazını da ABD’lilerin istediği gibi yapıyoruz!.


GALATASARAYLILAR YA ÜLKER’E AMBARGO KOYARSA…

Türkiye Şampiyonu Ülkerspor Basketbol Takımı resmen Fenerbahçe oldu. Önümüzdeki sezon Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe forması ile sahaya çıkacak.

Bu evlenmeye Galatasaray’ın çaresiz kaldığını sanmayın. Sessiz ortama bakıp aldanmayın. Galatasaraylı taraftarlar için için kaynıyor. Şimdilik kendi aralarında konuşuyorlar. Bekledikleri olmazsa, toplu halde protestoya başlayacaklar. Bu da ambargo olur. Avrupa genelinde 25 milyon Galatasaray taraftarı Ülker mallarına elini sürmezse, Ülker firması ne yapacak? Fenerbahçe taraftarı yetecek mi? Her halde onların da bir bildiği vardır. Bilmeseler Türkiye Şampiyonu olan basketbol takımlarının sırtına Fenerbahçe formasını giydirirler mi? Beşiktaş’a sus payı olarak bir yabancı futbolcu ısmarlar mı? Galatasaraylı fanatiklere göre ‘Fenerbahçe’yi 100. yıldönümünde Avrupa şampiyonu yapmak istiyorlar. Bunun futbol ile olamayacağını anladılar, basketbole döndüler. Galatasaray futbolda UEFA Şampiyonu oldu, biz de Avrupa Basketbol Ligi Şampiyonu olalım’ hesabı. Dediğim gibi Ülker firması Rus ruleti oynadı. Galatasaraylılar her zaman iyi tüketici. Göreceksiniz yakında bu işin bombası patlayacak.


Yunus`tan Bilmece Gibi Bir Şiir (3)

Yunus’un nice yıllar tekkelerde din ve tasavvuf eğitimi aldığını biliyoruz. O devirlerde bilimler ilm-i zâhir, ilm-i bâtın, ilm-i hakikat olarak üç grupta tasnif ediliyordu. İlm-i zâhir, yani zâhirî ilimler dış görünüşle ilgili bilimleri içeriyordu. Namazın nasıl kılınacağı, orucun nasıl tutulacağı; nelerin sevap, nelerin günah olduğu gibi konular; kelam, hadis, fıkıh gibi bilimler ilm-i zâhirin kapsamındaydı.

İlm-i bâtın mutasavvıfların gönül kitabı diyebileceğimiz ilmiydi. Bu bilim, bir mürşid-i kâmil kılavuzluğunda ibadet etme, zikir yapma, yalnız kalma, tefekküre dalma, az uyuyup az konuşma gibi faaliyetleri ve öğretileri kapsardı. İlm-i hakikat, yani hakikat ilmi ise bir sofînin nihaî hedefiydi. Bu hedefi fani dünyanın tüm nimetlerinden elini eteğini çekmek, fenafillâh (ölmeden önce ölmek) mertebesine ulaşmak olarak özetleyebiliriz.

Şimdi bu kısa bilgiden sonra ilk beyti çözelim. Yunus bazı şiirlerinde şeriat, tarikat ve hakikat üçlemesinden bahseder. O devirlerde İslamî bilimlerle, yani ilm-i zâhir ile uğraşan kişiler tekke ve dergâhlarda tasavvuf eğitimi alanları, başka deyişle ilm-i bâtın ile meşgul olanları sevmez ve dinsizlikle suçlardı. Şeriat – tarikat çatışması tarihimiz boyunca süregelmiştir.

Bilindiği gibi erik dediğimiz meyvenin dışı yenir, içi yani çekirdeği yenmez, atılır. Bu beyitte erik ilm-i zâhirin (şeriatın) simgesidir. Üzüm ise ilm-i bâtının (tarikatın) simgesi olarak kullanılmıştır. Çünkü üzümün hem dışı hem de içi yenir. Ayrıca çok nefis ve vücuda faydalı bir meyvedir. Fakat dışıyla birlikte yuttuğumuz içi yani o küçücük çekirdekleri midemizde eriyip yok olmaz, zamanla vücuttan atılır. Bu nedenle üzümde çok az da olsa maddî dünyaya ait ikiyüzlülük ve kötülük mevcuttur. Dolayısıyla üzüm hakikatin sembolü olamaz.

Beyitte geçen koz ise hakikatin sembolüdür; çünkü bu meyvenin dışı yenmez, sadece içi yenir. Ceviz; tadı enfes, vücuda son derece yararlı ve şifalı bir gıda maddesidir. Ayrıca bu meyvenin kabuğu çok serttir; onun özüne ulaşmak, başka deyişle ilm-i hakikat yoluna girerek fenafillâh mertebesine vasıl olmak çok meşakkatlidir.

Beyitte geçen bostan ile kastedilen tasavvuf eğitimi verilen tekke veya dergâhlardır. Bu durumda “bostan ıssı” bu eğitim kurumlarının başında bulunan, “şeyh, şıh” gibi isimlerle anılan, mürşid-i kâmil olması arzulanan kişidir.

Simgelerin anlamlarını çözdükten sonra şöyle diyebiliriz: Yunus bu beyitte yetersiz mürşitlerin kılavuzluğunda, yanlış araç – gereçlerle, yanlış yöntemlerle yetiştirilen yetersiz sofîlerden bahsetmektedir.

Üzüm yemek için, yani tarikat eğitimi almak için dergâha giren sofî adayı erik ağacına çıkmıştır. Kısaca hedefine ulaşmak için tuttuğu yol, aldığı eğitim, gördüğü ilimler yanlıştır. Dervişin bu hâli yazımın başında belirttiğim varsayımlı örneğe -iktisat fakültesinde hekim olmaya çalışan kişi- benzemektedir. İşin kötü tarafı bostan sahibi bu yanlışlıkların farkında bile değildir. Mürşid-i kâmil olması gereken kişi, üzüm yemeye çalışan talebesinin ceviz yediğini zannetmektedir. Yani tekkenin mürşidi hakikate ulaşma yolunun ilm-i zâhir olmadığının bilincinde dahi değildir.



DOST LiNKLER: > ForuM Forex Saglik Sorunlari lcd televizyon sehpasi film izle online film izle sinema izle ucretsiz sohbet bilgisayar servisi - toner dolum - saglik zayiflama chat siteleri cet sohbet siteleri cet sohbet siteleri mp3 indir escort bayan mirc konu anlatimi Video ndir Sohbet Chat Cografya Bilgi liseli sohbet odalar aksaray fiyatlarimodelleri.com pimapen fiyatlari sohbet chat slami Forum islam sohbet vizyon chat siteleri chat grup hepsi film izle film izle lig tv meyve sepeti knight online - yang fiyat sohbet kanallar canl sohbet karadeniz Sehidim.com Gazeteler sohbet okey film izle Divx ndir Kck Sirlar Sohbet Chat Escort Adult Forum | Damatlk modelleri | Mobilya dekorasyon kiz oyunlari Muhabbet film izle netlog Sohbet Sohbet odalar sohbet odalari sohbet online dizi izle dizi izle sohbet et Koxp Mirc sesli chat Koxp Sohbet indir prefabrik ev sohbet odalari sohbet kanallari mirc indir izlesene video Guncel Haberler 7 Gunde Sigarayi Birak