Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, sohbet odalari, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet



Cinsel İlişki Kaygısı

Cinsel tiksinti nedir? : cinsel tiksinti devamlı olarak veya tekrarlayıcı olarak cinsel birleşmeden çok fazla miktarda tiksinti duyarak, cinsel ilişkiden kaçınma halidir. Bu durum kişide yoğun bir gerilim ya da sosyal ilişkilerde güçlüklere yol açar. cinsel tiksinti teşhisinin konması için bu durumun başka bir psikiyatrik bozuklukla net bir ilişkişinin olmaması gerekir. Kişi cinsel ilişki söz konusu olduğunda kaygılanır, tiksinir ya da korku duyar. Bu iğrenme hali cinsel birleşmenin herhangi bir anına ilişkin olabilir.
cinsellik.gen.tr

• Bunlar sperma (cinsel birleşme sırasında boşalan sıvı materyal) ile ilgili ya da cinsel kasılmalar ve cinsel organların temas etmesi gibi farklı durumlara yönelik olabilir. Bazı vakalarda öpüşmek ve ten teması dahi cinsel tiksintiyi oluşturabilir.

• Bu rahatsızlığı olan kişiler o anda bas dönmesi, mide bulantısı, sıcak basması, terleme, çarpıntı, nefes darlığı, baygınlık gibi yakınmalarla panik nöbetleri yaşayabilirler.

• Bu durumdaki kişiler durumdan kaçınmak için eslerinden çeşitli bahanelerle uzak durarak, erken yatabilir, aşırı bir çalışma temposu içine girebilir, evde kalma surelerini kısıtlayabilir ya da alkol-madde kullanımına başlayabilirler.

• Tedavide başlangıçta imajinasyon yöntemleri ve bazen ilaç tedavileri ile kaygının azaltılması ile psikoterapi sürdürülür.


Cinsel Özgürlük
Cinsel konular toplumumuzda, nedense, hep tabudur. Cinsellik konusunda pek konuÅŸulmaz. İrdelemeler yapılmaz. Herkes bir ÅŸeyleri, üstünkörü de olsa, bilir, ama konuÅŸmaz ve tabii ki gönül rahatlığıyla yaÅŸayamaz. Bunun nedeni, cinselliÄŸin tabu olmasına karşın, konu bireysel düzeye indirgendiÄŸinde, özel yaÅŸam temelinde düşünüldüğünde, gerçekte ‘özel’ ve ‘bireysel’in olmaması ve konunun adeta ‘kamu’nun ortak malı olarak görülmesinin sonucu da herkesin herkese, bu konuda konuÅŸma hakkını kendinde görmesidir.
 
 Cinsellik ve cinsel yaşam kişiye özeldir ve kişilerin bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleri gerekir. Özel yaşam, karışılamaz bir özel alandır. Cinsel özgürlüğün ve cinsel yaşamın da bu alanda önemli bir yeri vardır. Cinsel özgürlük dediğimizde, kadınlar açısından düşünürsek, bekaret baskısı, birlikte yaşama, eşcinsellik (homoseksüellik) ve biseksüelliğe karşı önyargı ve baskılar, flörte karşı çıkılması gibi konular, hemen aklımıza gelebilecek, önemli konular.
 
 Bekaret baskısıyla biz kadınlar çok fazla sınırlanır ve hatta bazen de deyim yerindeyse, boÄŸuluruz. Yukarıda saydığımız toplumdaki tabulardan biridir bekaret. ‘Bekaret’ yüzünden dağılan yuvalar, iÅŸlenen namus cinayetleri, kavgaları toplumumuzda sık rastlanır olaylardır. Ailenin namusu, ailedeki kadınların omuzlarına yüklenmiÅŸtir. Buna ihanet ederse, cezası dayaktan baÅŸlayıp, ölüme kadar varabilir. Toplum da böyle kadınlara ‘kötü’ gözüyle bakar ve damgalar. Bu kadın, onların gözünde artık ‘potansiyel’ bir ‘fahiÅŸe’dir.
 
 Sevindiricidir ki, bu önyargılı çarpık tutum, toplumun özellikle eğitim ve bilinç düzeyi yüksek kesimlerinde değişmeye ve yok olmaya başlamıştır. Bu da yerindedir. Çünkü, gelişmeyle birlikte, kişilerin özel yaşam haklarına duyulan ve gösterilen saygının da artması beklenen bir durumdur.
 
 Her ne kadar özel yaÅŸam, kiÅŸisel ve cinsel olsa da, flört ve birlikte yaÅŸama, toplumda tam anlamıyla kabul görmemiÅŸ durumlardır. Bireylerin, istedikleri kiÅŸilerle, istedikleri gibi yaÅŸama istek ve haklarına saygı duyulmaz. Oysa bireyler, baÅŸkalarının haklarını çiÄŸnememek koÅŸuluyla, özgürlüklerini sonuna kadar kullanma hakkına sahiptirler. Birlikte yaÅŸamanın ‘zina’ olarak kabul edildiÄŸini hemen hepimiz biliriz. Ceza yasası taraflardan birinin evli olması durumunda eylemi suç olarak nitelendirmiÅŸtir. Bu nedenden dolayı da, böyle bir ithamla yakalanan kadın ve erkek cezayı hak ederler… Ancak, her zaman olduÄŸu gibi, yine kadının cezası daha fazladır. Kadının zina suçunu iÅŸlemiÅŸ sayılması için, bir evde/yerde söz konusu erkekle tek başına, ‘uygunsuzluk’ koÅŸulu aranmaksızın bulunmuÅŸ olması yeterli görülürken, erkeÄŸin söz konusu kadınla, ayrı bir ev tutarak birlikte yaÅŸamış olmasının ispatlanması halinde bu zina nedeni olmaktadır. Biz kadınlar yasalardaki bu haksız durumun dışında, bir de toplumun damgalaması ile çifte ceza görürüz. Erkekler ise, toplumun deÄŸerlerine göre, yine ‘elinin kınasını yakmıştır’. Bu durumdan gurur bile duyabilir.
 
 Bu konuda yasalara bakışımız, varolan haksız düzenlemelerin iyileÅŸtirilmesi yönünde istemde bulunmak ÅŸeklinde söz konusudur. Ülkemiz nüfusunun yarısını oluÅŸturan biz kadınlar, eÄŸer gerçekten istersek, yasalardaki eksiklik ve haksızlıkların giderilmesini saÄŸlayabiliriz…
 
 Bu başlık altında ele alacağımız bir diğer konu da cinsel tercihler konusunda toplumda varolan önyargı ve baskılardır. Bu başlık altında eşcinsellik dediğimiz homoseksüellik ve her iki cinsle de beraber olan için kullandığımız biseksüellik yer alıyor.
 
 EÅŸcinsellik dendiÄŸinde, bazı çevrelerden gelen tepkiler, bunun sapıklık, hastalık, anormallik, doyumsuzluk olduÄŸu yönündedir. Oysa, kiÅŸinin kendi cinsinden biriyle beraber olmak istemesi, tamamen, o kiÅŸinin cinsel seçimidir. Ayrıca, son yıllarda eÅŸcinsellik konusunda yapılan araÅŸtırmalar sonucunda, cinssel seçimler konusunda, genlerden kaynaklanan etkilerin varlığı da savunulmaktadır. EÅŸcinselliÄŸi, ister fiziksel nedenlerden kaynaklansın, isterse kiÅŸinin özgür irade ve duyguları etkilesin, sonuçta birey, ne istediÄŸi ve bunu nasıl yaÅŸamak istediÄŸine kendi karar verecektir. Heteroseksüellik (bireyin tercihini karşı cinsten yana kullanması) sanıldığı gibi ‘normal’ deÄŸil, yalnızca ’sık görülen’ bir cinsel tercihtir. EÅŸcinselliÄŸin yanı sıra, biseksüellik (bireyin tercih yapmadan her iki cinsle de birlikte olması) de kiÅŸinin cinsellik yönünde bir seçimidir. Bu kiÅŸiler seçimlerini her iki cinsle de birlikte olma yönünde yapmışlardır.
 
 Eşcinsellik ve biseksüellik konularında karşılaşılan sorunlarda başvurulabilecek herhangi bir koruyucu yasa bulunmamaktadır. Ancak, bu konularda başvurabileceğimiz kadın hakları, insan hakları ve demokrasi ile ilgili çalışmalar yapan kuruluşlar bu konuda bize yardımcı olabilecek kuruluşlardır. Örnek olarak, Helsinki Yurttaşlar Derneği, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Vakfı vb.

Cinsel İsteksizlik

Bazı bireyler de yukarıdakinin aksine cinsel yönden fazla arzulu olmadıklarını düşünürler. “Fazla cinsel arzu duymamak” da çoÄŸu durumda yapısal bir özelliktir ve birey baÅŸtan beri böyledir. Bazı insanlar yapısal olarak cinselliÄŸe daha az “düşkündürler”.
Bazı bireyler de yukarıdakinin aksine cinsel yönden fazla arzulu olmadıklarını düşünürler. “Fazla cinsel arzu duymamak” da çoÄŸu durumda yapısal bir özelliktir ve birey baÅŸtan beri böyledir. Bazı insanlar yapısal olarak cinselliÄŸe daha az düşkündürler”.

Bazen bir birey hayatının belli bir döneminde diğer dönemlerine göre daha az cinsel arzu duyduğunun farkına varabilir.

Cinsel arzunun anormal bir şekilde düşük olduğunun belirleyicisi, bu arzu azalmasının kişiyi rahatsız etmesi veya kişinin
eÅŸiyle olan iliÅŸkilerini olumsuz etkilemesidir. Bu tanımın dışında kalan “azalmış cinsel arzu” anormal kabul edilmez

Cinsel arzuyu etkileyen faktörler

Kişisel özellikler

Bir önceki konuda belirtildiği gibi hem erkeklerin hem de kadınların cinselliğe olan ilgileri değişkendir. Bazı kadınlar diğerlerinden daha

“isteksiz”, bazıları ise “çok aşırı istekli” görünebilir.

Bazı kadınların cinselliğe olan ilgileri yüksek olmasına rağmen cinsel ilişkiye olan ilgileri daha zayıf olabilir. Bu kadınlar cinsel ilişkiden

daha çok yakın temasa ve dokunulmaya önem verirler. Mastürbasyon da kadınların sıklıkla uyguladığı bir cinsellik ifadesi olup kadının

cinsel ilişkiye olan ilgisinden tümüyle bağımsız bir olaydır.
;;

YaÅŸ

Yaşlandıkça cinsellik arzusu ve cinsel ilişki sıklığı azalmakla birlikte kadınlar tüm hayatları boyunca cinselliğe olan ilgilerini ve cinsellikten aldıkları zevki sürdürürler.

YaÅŸlanmayla birlikte ortaya çıkan anatomik deÄŸiÅŸiklikler (vajinanın kısalması, daralması, duvarlarının incelmesi, elastikiyetinin azalması, dış genital bölgeler ve klitorisin duyarlılığının azalması gibi özellikler) nedeniyle vulva ve vajina daha duyarlı hale gelir. Ek olarak vajinada ve idrar yollarında daha sık enfeksiyon ortaya çıkar. Tüm bu etkenler kadında cinsel iliÅŸki esnasında aÄŸrı nedeni olabilirler.İliÅŸki esnasında aÄŸrı duyulması kadının cinsellikten “soÄŸumasıyla” sonuçlanabilir. Düzenli olarak iliÅŸkiye devam eden kadınlarda bu olumsuz deÄŸiÅŸikliklerin daha ender görüldüğü belirlenmiÅŸtir.

Cinsellikle ilgili çalışmalarıyla tanınan Masters ve Johnson yaptıkları çalışmalarda 20-50 yaş arasında kadın ve erkeklerin haftada
ortalama 2-4 kez ilişkide bulunduklarını, 50 yaştan sonra bu sıklıkta hafif azalma olduğunu ancak hem erkek hem de kadında cinselliğe ilginin ömür boyu devam ettiğini göstermişlerdir.

Gençliğinde cinsel yönden diğerlerine göre daha istekli ve aktif olan kadınların menopoz döneminde de diğerlerinden daha bariz olarak aktif oldukları da diğer bir gerçektir.

Yaş asla önyargılı bir şekilde cinselliği azaltan bir etken olarak görülmemelidir. Menopoz döneminde ve hatta en ileri yaşlara kadar
“kendisine bakmayı” bilen ve düzenli doktor kontrollerine giden kadın eÅŸiyle uyumlu bir cinsel yaÅŸamı ömür boyu sürdürebilir.

İlaç kullanımı

Çok çeşitli ilaçlar (yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, sakinleştiriciler gibi) cinsel arzu ve diğer cinsel işlevler üzerinde olumsuz etkiler yapabilirler. Böyle durumlarda ilacın değiştirilmesi veya doz ayarlaması gerekebilir.

;
Hastalıklar

Jinekolojik sorunlar (gebe kalamama, düzensiz kanama gibi) veya dahili hastalıklar (tansiyon yüksekliği, nörolojik hastalık, kanser gibi) ve diğer çok sayıda hastalık cinselliği olumsuz yönde etkileyebilir. Etkili bir şekilde tedavi edildiklerinde genellikle cinsellik eski haline geri döner.

;
Geçirilmiş ameliyatlar

Rahimin herhangi bir nedenle ameliyatla çıkarılmış olması sonrasında geçici olarak cinsel arzuda ve diğer cinsel işlevlerde azalma

olabilir. Yine rahimle beraber yumurtalıkların çıkarılmış olması östrojen hormonunun azalmasına bağlı direkt olarak veya hormon

azalmasının genital dokular üzerindeki geriletici etkilerine bağlı olarak cinselliği olumsuz etkileyebilir

Rahimin alınmış olmasının cinselliği kalıcı olarak olumsuz etkilediğine dair bir bilimsel veri mevcut değildir. Yumurtalıkların alınması

sonrasında östrojen hormonu tedavisi yapıldığında cinselliğin etkili bir şekilde sürdürülmesi mümkün olabilmektedir.

;
Gebe Kalma Korkusu

Genç bir kadın özellikle evlilik öncesi dönemde gebe kalma riskinin verdiği endişeyle cinselliğini uygun bir şekilde yaşayamayabilir. Etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmak bu endişenin ortadan kalkmasını sağlayabilir.

;
Cinsel yolla bulaşan hastalık edinme korkusu

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan birine yakalanma korkusu özellikle çok sayıda cinsel eşi olan veya çok sayıda cinsel eşi olan bir erkekle beraber olan bir kadında yerli bir korku olmalıdır. Bu tür hastalıkların genital sistemde ve hatta tüm vücutta yaratabilecekleri muhtemel hasarları önlemek için her kadının bu hastalıklardan korunmak için gerekli önlemleri alması önemlidir.


Cinsel arzular

Kadının cinsel arzuları erkeğinkine eşit düzeyde veya daha fazla olabilir, fakat her birimizin tek tek duyduğu cinsel istek, ruhsal durumumuzdan, geçmiş deneyimlerimizden ve eşimize ilişkin hislerimizden etkilenmektedir.

Gerek kadınlar, gerekse erkeklerde cinsel arzu, erkeklik hormonu testosteronun, vücuttaki dolaşım düzeyine bağlıdır. Cinsel istek çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar, fakat biyolojik anlamda testosteron, hem kadınlar, hem de erkekler için cinsel dürtünün kendisidir. Erkeklik hormonu, kadınlardan farklı düzeylerde bulunur, fakat bazı kadınlarda erkeklerinkinden daha yüksek düzeyde erkeklik hormonu bulunduğu da olur.

Geçmişte, kadınların cinsel isteklerinin erkeklerinkinden daha az olduğuna inanılırdı. Oysa gerçek durum, bunun hemen hemen tam tersi. Tarih boyunca kadın cinselliğinin, erkekler tarafından bastırılmış olmasının nedeni de bu olsa gerek. Kadınlarını çoğunluğunda cinsel istek, ortalama bir erkektekine eşit düzeydedir ve kadınlar, daha çok orgazm olabilmeleri ve cinsel uyarılma bölgelerinin yaygınlığı bakımından daha aktiftirler. Kadınların ve erkeklerin cinsel isteklerinde, gerçek anlamda tek farklılık, kadınların, adet dönemlerinde cinsel isteklerinin daha sabit bir seyir izlemesidir. Aslında bazı araştırmalarda, kadının cinsel isteği ile eşinin testosteron düzeyi arasında bir doğru orantı olduğu öne sürülmektedir.

Bu konuda yapılan bir araÅŸtırma, kadınların cinsel isteklerinin, adet dönemlerinin ortasındaki yumurtlama döneminde zirveye ulaÅŸtığını-ki bu, gebe kalma olasılığının artması açısından biloyojik yönden bir anlam taşımaktadır. Tam anlamıyla ispatlanmamış olmakla beraber, öyle görünüyor ki, kadında cinsel istek adet döneminin hemen öncesindeki ve sonrasındaki günlerde en yüksek düzeye ulaÅŸmaktadır. Bazı kadınlar ise en yoÄŸun cinsel isteÄŸi adet dönemi sırasında duymaktadırlar. Kadın, adet döeminde seviÅŸmenin eÅŸine itici geleceÄŸini düşünerek, isteÄŸini eÅŸine söylemekte tereddüt edebilir. Gerçekten de erkeÄŸin çoÄŸu, adet olayına iliÅŸkin olumsuz düşüncelere sahiptirler. Onlar için, kan, yara demektir, adet kanı ise “kirli” olduÄŸu kendilerine öğretilmiÅŸ olan bölgeden akmaktadır. Bütün bunların bir araya gelmesiyle tam anlamıyla istek öldürücü bir sonuç ortaya çıkar. Kadınlara özellikle adet dönemlerinde daha sevecen duygular besleyen erkekler de vardır. Bu tip erkekler, adet olayını, kadınlana iliÅŸkin gizemin bir parçası kabul edilerek, sevgilerini bu dönemde de göstermek isterler.

Günlük olaylarda dile getirilmemiÅŸ kızgınlıklar, cinsel alana yönelip kadının ilgisini yitirmesine yol açabilir. EÅŸini sürekli olarak ihmal eden, onunla konuÅŸmayan bir erkek, seviÅŸmek istediÄŸinde hayal kırıklığına uÄŸrayacaktır. Kadınlar, bu tip davranışlardan her zaman ÅŸikayetçidirler. Günümüzde de cinsellikle ilgilenmenin “hoÅŸ bir ÅŸey olmadığını” düşünen kadınlar var. Bu, “iyi” kadınların cinselliÄŸe sadece çocuk sahibi olmak için katlandıkları inancının bir uzantısıdır. Bu madonna-fahiÅŸe ikilemi, hala varlığını sürdürmektedir ve yetiÅŸtiriliÅŸ biçimlerinin de etkisiyle bazı kadınların öylesine beyinleri yıkanmamıştır ki, kendi vücutlarının beklentilerinin bile farkına varmazlar. AraÅŸtırma sırasında genital bölgelerde hiçbir ÅŸey hissetmediklerini söyleyen kadınların aslında fiziksel uyarılma belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Beyin, vücutta olan bitene karşı böylesine kapalı kalabilmektedir. Bazı kadınlar de, ancak meÅŸru olmayan veya evlilik dışı bir iliÅŸkide cinsel kimliklerini hissedebilmektedirler, çünkü bunlar için cinsel iliÅŸki yaramazlık, yani ilginç ve heyecan veren bir ÅŸey yapmak anlamına gelmektedir. Evlendiklerinde ise durum deÄŸiÅŸir, artık cinsel iliÅŸki herhangi bir ev iÅŸinden farksız duruma gelmiÅŸtir.

“İyi kızlar yapmaz” düşüncesiyle birlikte geliÅŸen tavır, insiyatifin her zaman erkeÄŸe bırakılması ve kadının kendisini erkeÄŸin onunla seviÅŸmesine terk etmesidir. Kadın, seviÅŸme sırasında kendisini bırakıvermesinin yanlış, hatta tehlikeli olacağını düşünür. Bazı kadınlar, cinselliÄŸe iliÅŸkin genel olarak kabul edilen düşüncelere uymayacağını düşünerek doÄŸal isteklerini bastırabilirler. İlginç ve göz kamaÅŸtırıcı olmayı hayal ederek mutlu olurlar. Fakat düşüncelirini hayatta geçirecek güveni hiçbir zaman kendilerinde bulamazlar. Bazıları ise, güçlü cinsel güdülerinden rahatsızlık duyarlar, çünkü bir kez bunlara teslim olurlarsa herkesle düşüp kalkan biri haline gelmekten korkarlar. Kadınların cinsel organları gizlenmiÅŸ durumdadır. Bazı kadınlar, vücutlarını keÅŸfetmek ve temasa karşı tepkisini bilmek için istek duyarlar. Bazıları ise yaÅŸamsal bir ÅŸeylerin kendilerinde eksik olabileceÄŸi ve “normal” olmayabilecekleri düşüncesiyle bundan ürkerler. Bütün bu korkular ve kuruntular, kadının kendi cinseliÄŸini doÄŸal ve saÄŸlıklı bir ÅŸekilde tanımasını engeller.

Kadınların orgazma ulaşmasının, oldukça uzun bir zaman gerektirdiği, genellikle oldukça eleştirel bir biçimde söylenegelmiştir. Bu nedenle de onların cinsel isteklerinin, erkeklerinki kadar güçlü olmadığı savunulur.



DOST LiNKLER: > ForuM Forex Saglik Sorunlari lcd televizyon sehpasi film izle online film izle sinema izle ucretsiz sohbet bilgisayar servisi - toner dolum - saglik zayiflama chat siteleri cet sohbet siteleri cet sohbet siteleri mp3 indir escort bayan mirc konu anlatimi Video Ýndir Sohbet Chat Cografya Bilgi liseli sohbet odalarý aksaray fiyatlarimodelleri.com pimapen fiyatlari sohbet chat Ýslami Forum islam sohbet vizyon chat siteleri chat grup hepsi film izle film izle lig tv meyve sepeti knight online - yang fiyatý sohbet kanallarý canlý sohbet karadeniz Sehidim.com Gazeteler sohbet okey film izle Divx Ýndir Kücük Sirlar Sohbet Chat Escort Adult Forum | Damatlýk modelleri | Mobilya dekorasyon kiz oyunlari Muhabbet film izle netlog Sohbet Sohbet odalarý sohbet odalari sohbet online dizi izle dizi izle sohbet et Koxp Mirc sesli chat Koxp Sohbet indir prefabrik ev sohbet odalari sohbet kanallari mirc indir izlesene video Guncel Haberler 7 Gunde Sigarayi Birak