Sohbet, Bedava sohbet, Sohbet odalari, Chat, Canli Sohbet, cet, siber alem sohbet,sohbetci, alemsohbet, sohbet odalari, sohbetim, muhabbet, islami sohbet

     Nickinizi yazip sohbete baslayin 
 
 
sohbet



Cinsel İlişki – İslamda Cinsellik

Başlangıç Safhası : Terketmek erkek için kabalık, kadın için eziyettir. Beş duyudanda faydalanmalıdır.

Görme

-İlişki öncesi gözler cinsel hisleri tahrik edecek şeyleri görmeli.
-Vakit gece ise, fazla ışıklı olmaması, ışığın söndürülmesi veya ışığın az olması uygundur.
- Kadında veya erkekte ister giyinik ister çıplak olsun gözleri rahatsız edecek, az-çok soğukluk etkisi yapacak görüntüler olmamalı.
- Kadının -dışarıya değil erkeğine karşı süslenmesi gerekir.

Duyma

-İlişki öncesinde can sıkıcı sözler olmamalı
-Gönül alıcı fısıldaşmalar, tatlı bir sohbet en azından sevgi dolu birkaç söz.

Koklama

- Güzel kokular etkileyicidir. Bu inceliği bilen kadın, o anda güzel kokularla kokulanmayı da ihmâl etmez.
- Bedenin temizliği ve hoş olmayan kokudan arınmış olması da yeterlidir.
-Eşlerin temiz vücudlarından birbirine verdiği fıtrî ve tabii kokunun, başlı başına te’’sirli bir gücü vardır.
- En çok rahatsız edici kokular, ağız kokusu ile ağır ter kokusudur.
-Vücudda fazla ter toplayan koltukaltı ve kasık bölgeleri, haftada bir tıraş edilmeli ve yıkanmalıdır.

Tatma

-Dişler fırçalanmalı veya misvâklanmalıdır.
- Ağızda soğan sarmısak veya sigara kokusu rahatsız edicidir.
-İlişki başlangıcında ağız bölgesinin, dil ve dudaklar çevresinde yaptığı temaslar da, tatma hissinden gerekli zevki almaya yeterlidir..

Dokunma ve Okşama

-İlişkiye hazırlanmada “aşk oyunları” denilen en te’’sirli yöntem vücudun çeşitli yerlerine yapılan dokunma ve okşama işidir. Bunun için önce yeteri kadar soyunmuş olmalıdır.
- Üst vücudda bir iç elbisesinden başkasını bırakmamak, hattâ vaziyete göre, yatak içinde soyunmuş olmak, ilişki zevkinin ziyâdesiyle yaşanmasını sağlar.
- Dokunma ve okşama vazifesi, kadından çok erkeğe düşer.
- Kadında omuz ve dizlerden mahrem yerlere kadar birçok bölge, okşanmaya karşı hassastır.
-Temas ve taramalar, çevreden merkeze doğru kayarak, kadında asıl temâs için kuvvetli bir arzu belirinceye kadar devam etmelidir.

Cinsel Açıdan Duyarlı Bölgeler

Ağız ve Öpüşme

- Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duygu bulunmaktadır. Öpme ve öpüşme de ağız ve dudak çevresinin son derece duyarlı olmasından doğmuştur.
-Hem cinsel beraberliği başlatır, hem de orgazma varmada önemli bir rol oynar.
-Dudaklar ve dil, en duyarlı bölgelerdendir.
-Özellikle alt dudakların ve dilin emilmesi, kadınlar için cinsel hazzı artırıcı etki uyandırır

Penis

Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı alanı penis ucudur.

Kulaklar

Özellikle kulak arkası ve ve kulak memesi çok duyarlı bölgelerdir.
-Bir kez alışkanlık oluştuğunda kulak memeleri de salt elle dokunmaktan cinsel heyecan doruğuna yaklaştıran uyarımlar sağlar. Orgazma doğru giderken hafif hafif kulakları okşama ya da yalama bu etkiyi doğurur.

Klitoris

-Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Cinsel heyecen sırasında klitoris büyür, sertleşir ve orgazm sırasında doyum noktasını oluşturabilir.
- Kadında cinsel uyarılmaya yol açan en hassas bölgedir.
-Kadın vücudunun en duyarlı noktası olduğu için, hafifçe okşamalıdır!

Küçük Dudaklar

Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.

Büyük Dudaklar

Erkeğin torbalarını andırır. Penis üzerinde uyarıcı etkisi vardır.

Göğüsler

-Kadınların meme uçları adeta birer klitoris görevi görür ve uyarılmaları kadına büyük haz verir. Buradaki sinir uçları vajina yöesindeki uyarım sistemiyle bağlantılıdır.
-Aynı şekilde, memelerin koltuk altlarına doğru uzanan yan kısımları ile iki memenin ortası, bir de altlarındaki yuvarlıklar, hassas ve uyarıya açık bölgelerdir.
- Göğüs uçlarının etkili biçimde okşanması ya da emilmesi, dölyolu çevresindeki salgı bezlerini harekete geçirerek dölyolunun ıslanmasını ve cinsel birleşmeye hazırlanmasını sağlar. Erkeklerde bu duyarlılık son derece düşüktür.
Kalçalar

Erkekler bu bölgeye karşı özel bir cinsel duyarlılık gösterir.

Bacaklar

Bacakların iç bölgeleri cinsel uyarıya karşı kesin bir tepki gösterir.

Okşama Şekli

- İlişkiden önce, hassas bölgelerin hafif okşamalarla tahrik edilmesi gerekir.
-Okşamaya, en hassas bölgelerden başlanmaz. Daha az hassas bölgelerden başlayarak, en hassas bölgelere, merkeze doğru kaydırılan yumuşak bir okşama idealdir.

İlişki Safhası

  • Şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadının mahrem bölgesinde birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar.
  • Kadın o anda cinsî his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrîk edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez.
  • Eşler, arzu ettikleri temas şeklini tercih ederler.
  • Temas safhasında en mühim mes”ele, erkeğin acele etmemesidir.
  • Erkek, zaman zaman duraklamalar ve ihtiyatlı tavırlarıyla, sondaki ” orgazm ” durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalıdır. Esas itibariyle birleşmenin sorumluluğu da erkeğe düşer .
  • Erkek, birleşmeye doğru yönelirken, kadının bunu anlayacağını sağlayacak hareketler yaparak onu hazırlamalı, aynı zamanda da, yavaş hareketlerde bulunarak “birleşme” durumuna geçmelidir.
  • Birleşme sırasında da, kararlı ama yumuşak olmaya çalışmalı, tedricen yaklaşmalı, başlangıçtaki yavaş hareketlerin temposunu yavaş yavaş artırmalıdır.
  • Yeterli ön hazırlık ve aşk oyunları izlenince, uygun bir birleşme, birleşmenin en önemli noktası olan “birleşmede orgazm” veya “aynı anda orgazm” denen sonucu sağlar.
  • Orgazmın verdiği yorgunluk ve “uyuşukluk” içinde, çok yavaş hareketlerle öpüşme ve okşamaları sürdürmek, bu arada da hafif ve müşfik bazı sözler söylemek, eşler için hem orgazmın tam doyumuna vardırıcı, hem de onları rahatlatıcı olur.
  • Cinsi ilişkinin baştan sona normal bir bütün hâlinde, onbeş-yirmi dakika sürmesine ihtiyaç vardır . Bu müddet, duruma göre uzayıp kısalabilir.
  • Boşanmadan sonra erkek, hemen çekilmemeli, bir müddet daha kadınla berâber kalmalıdır.
  • Orgazmdan sonra genel olarak erkekler, baştakine benzer bir sevgi ve ilgi göstermeyi ihmâl ederler. Kadın ise bu ândan sonra da, sevgi kucağında bir miktar daha eğlenmeyi arzular. Bu kısa bekleşmenin ihmâli, kadının canını sıkar. Erkek, eşinin bu ândaki haklı arzusunu da ondan esirgememelidir.
  • Son safha daki bu tabiî arzuya cevap vermek için, yerine göre bir kendine çekiş, kucaklayış, bir bûse ve okşayış da kâfi gelebilir.

Pozisyonlar

-Evlilik hayatı boyunca cinsî münâsbetlerin, şeklen değişmeyen bir vaziyette devam etmesi bıkkınlığa sebeb olabilir. Bunun içindir ki, zaman zaman farklı şekil ve vaziyetleri kullanmaya ihtiyaç görülür.
- Zamanla değişen lüzum ve ihtiyaca göre, kadına zahmet vermeden daha uygun vaziyetler seçmek, (sırtüstü, yanüstü, dizüstü çeşitli haller) eşlerin tercihine kalmıştır.
-Genel tercîhler kadın altta yüzyüze ve malûm vaziyette olmakla beraber -döl yolundan olmak şartıyle- çeşitli şekiller mümkün ve meşrûdur.
-Birincisinde kadın sırt üstü yatar, erkek kadına yüzü dönük olarak üstten yaklaşır. En uygun olanı budur.
-İkinci pozisyonda ise, kadın üstte olur ve serbestçe hareket ederek cinsî temasta motor rol oynayabilir.
- Orgazma, boşalmaya yakın pozisyon değiştirmek iyi olur.
-Boşalma anında kadının üste olması her ikisine de sıkıntı verir.
-Boşalma esnasında kadının altta erkeğin üste olup, boşalmadan sonra bir müddet o halde kalmaları eşleri rahatlatır. Fakat bütün ağırlık kadının üzerine verilirse, rahat olması gereken hassas bir zamanda kadına sıkıntı verilmiş olur. Bunun için erkeğin diz ve dirsekler ile yataktan destek alıp yükünü hafifletmesi gerekir.


Tefekkür

Herhangi bir mesele hakkında düşünme, zihni yorma, derin düşünme ve işin şuuruna varma.

Tefekkere fiili, üç harfli olan “fekere” fiilinden türemiştir. Fekere kök fiili ve ondan türemiş olan tefekkere, efkere, fekkere ve iftekere fiilleri aynı anlamdadırlar. Tefekkürün zıddı, fikirsizlik ve düşüncesizlik demektir.

Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sayesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalpte tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, ALLAH’ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat ALLAH’ın zatı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü ALLAH hiç bir şekilde suret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).

Hz. Muhammed (s.a.s)’e en çok etki eden ayetlerden biri, tefekkürle ilgilidir. İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:

“Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):

“Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce ALLAH bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve ayeti okudu:

Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır (Âl-i İmrân, 3/190).

Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi.

Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin meâli de şöyledir:

Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

İbn Abbas (r.a)’ın naklettiğine göre, bazı insanlar ALLAH’ın zatı hakkında düşünmek istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şu açıklamada bulundu:

“ALLAH’ın yarattıkları hakkında düşünün. ALLAH’ın zatını düşünmeyin. ALLAH’ın şahsı hakkında düşünmeye güç yetiremezsiniz”

Lokman (a.s) yalnız başına tenha bir yerde oturup tefekkürde bulunurdu. Kendisine: “Niye yalnız oturuyorsun? İnsanlarla oturup sohbette bulunsan, daha iyi olmaz mı?” diye sormuşlar. Lokman (a.s) şu cevabı vermiştir: “Uzun süre yalnız kalmak, tefekküre daha müsaittir. Uzun süre tefekkürde bulunmak da, insanı cennetin yoluna sevkeder”

Ömer b. Abdülaziz tefekkür hakkında şöyle demiştir: “Yüce ALLAH’ın nimetlerini düşünmek, en faziletli ibâdetlerdendir”.

İmâm Şafiî de: “Herhangi bir konuda hüküm çıkarırken, tefekkürden faydalanın” diyerek, tefekkürün usûl ilmindeki önemine işâret buyurmuştur (Gazzâli, İhya, Beyrut, t.y. IV, 423 vd.)

Tefekkürün neticesinde insan geniş bir ilme sahip olur. İnsanın ilmi artınca da, kalbinin hali değişir. Onun neticesinde de, insanın hali ve hareketleri değişir. Görülüyor ki insanın bilgisinin artması ve davranışlarının düzelmesi, tefekkürle başlar. Onun için Yüce ALLAH Kur’an’da çeşitli hususları dile getirdikten sonra “… Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) insanlar için ibretler vardır” (en-Nahl, 16/11) demektedir. İnsanları tefekküre davet eden bu ifade Kur’an’da beş yerde daha geçmektedir (er-Ra’d, 13/3; en-Nahl, 16/69; er-Rûm, 30/21; ez-Zumer, 39/42; el-Casiye, 45/13).

Tefekkürle aynı kökten meydana gelen kelimeler, Kur’an’da onsekiz yerde geçmektedir.

Kur’an’da birçok ayette, akıl erdiren, düşünen, bilen insanlar için ibretler vardır denmekte ve tefekkür anlamını ifâde eden pek çok kelime kullanılmaktadır.

Olumlu tefekkür olduğu gibi, olumsuz tefekkür de vardır. Doğru olmayan tefekkürün neticesi de doğru olmaz. Ancak salim kalbe sahip olan insanların tefekkürü sağlıklı olabilir. İslam dininin istediği tefekkür, hiç şüphesiz sağlıklı olanıdır. İnsanları bu olumlu tefekküre davet eden bazı ayetlerin meâli şöyledir:

“O’dur ki arzı uzattı, orada sabit dağlar ve ırmaklar var etti. Orada bütün meyvelerden iki çift yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor. Şüphesiz bunda tefekkür eden (düşünen) bir toplum için ayetler vardır” (er-Ra’d, 13/3)

“O’dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçecekleriniz ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaçlar, bitkiler ondan sulanıp filizlenmektedir. Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvelerden bitirmektedir. Şüphesiz bunda, tefekkür eden (düşünen) bir toplum için (yaratıcının varlığına, kudretine ve hikmetine) işaret vardır” (en-Nahl, 16/10,11).

“Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, ALLAH’ın korkusundan onu, baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri, tefekkür etsinler diye insanlara veriyoruz” (el-Haşr, 59/21) İslâm’ın bu kadar önem verdiği olumlu tefekkür, insanı taklitçilikten kurtarmaktadır. Meselâ, “dünya hayatı geçicidir; ahiret hayatı ise ebedidir. Ebedi olan şeyi geçici olan şeyden üstün tutmak daha iyidir” şeklindeki bir nasihatı dinleyip ahiret için çalışan insan, başkasını taklit ederek kendisini iyi yola sevketmiş olur. Fakat tefekkürün yani derin bir düşüncenin neticesinde bu kanaata varan ve ona göre bilinçli hareket eden kişi, her zaman için daha kârlı çıkar. Bilerek kötü şeyden korunmuş ve iyiyi tercih etmiş olur. Aynı zamanda başkalarını taklit etmekten kurtulur; kendisi başkalarına yol gösterir.

Nureddin TURGAY


Başörtü açılır mı?

Alparslan Kuytul Hocaefendi–Başörtü açılır mı?



DOST LiNKLER: > ForuM Forex Saglik Sorunlari lcd televizyon sehpasi film izle online film izle sinema izle ucretsiz sohbet bilgisayar servisi - toner dolum - saglik zayiflama chat siteleri cet sohbet siteleri cet sohbet siteleri mp3 indir escort bayan mirc konu anlatimi Video ndir Sohbet Chat Cografya Bilgi liseli sohbet odalar aksaray fiyatlarimodelleri.com pimapen fiyatlari sohbet chat slami Forum islam sohbet vizyon chat siteleri chat grup hepsi film izle film izle lig tv meyve sepeti knight online - yang fiyat sohbet kanallar canl sohbet karadeniz Sehidim.com Gazeteler sohbet okey film izle Divx ndir Kck Sirlar Sohbet Chat Escort Adult Forum | Damatlk modelleri | Mobilya dekorasyon kiz oyunlari Muhabbet film izle netlog Sohbet Sohbet odalar sohbet odalari sohbet online dizi izle dizi izle sohbet et Koxp Mirc sesli chat Koxp Sohbet indir prefabrik ev sohbet odalari sohbet kanallari mirc indir izlesene video Guncel Haberler 7 Gunde Sigarayi Birak